Türkiye ile Mısır arasındaki ticaret hacmi 2026’nın ilk aylarında geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 15 artarak 3 milyar dolara ulaştı ve iki ülke 2028’e kadar bu rakamı 15 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Bu büyüme, Mısır pazarına girmeyi planlayan Türk şirketleri için önce hukuki bir hazırlık yapılması gerektiği anlamına geliyor. Nitekim Orta Doğu bölgesinde iş yapan Türk şirketlerinin genelinde yerel hukuk desteğine neden ihtiyaç duyulduğu benzer gerekçelere dayanıyor. Bu yazıda, bir Türk şirketinin Mısır’da ticarete başlamadan önce üzerinde durması gereken hukuki başlıklar ele alınıyor.
Pazara Giriş Modelinin Belirlenmesi
Mısır’a açılmayı planlayan bir Türk şirketi önce hangi yapıyla faaliyet göstereceğine karar vermek zorunda. Doğrudan ihracat, yerel bir distribütörle çalışma, irtibat bürosu açma veya Mısır’da şirket kurma seçeneklerinin her biri farklı sorumluluk ve vergi sonuçları doğurur. Yapı seçimi, ticaretin hacmine ve sürekliliğine göre değişir.
Örnek olarak tekstil alanında faaliyet gösteren bir İstanbul firmasını düşünelim. Firma önce yerel bir distribütörle anlaşarak ürünlerini Kahire’deki toptancılara ulaştırmayı planlıyor olsun. Bu aşamada tek bir sevkiyat sözleşmesi yeterli görünse de hacim büyüdükçe distribütörlük sözleşmesinin münhasırlık, asgari satış hedefi ve fesih koşulları gibi maddeleri netleştirilmeden ilerlemek ileride ciddi anlaşmazlıklara yol açabilir.

Serbest Bölge ve Yatırım Bölgesi Seçeneklerinin Değerlendirilmesi
Mısır, yabancı yatırımı teşvik etmek için farklı rejimler sunuyor. İhracat ağırlıklı üretim yapacak şirketler için serbest bölge modeli, iç pazara da satış yapacak şirketler için ise yatırım bölgesi veya genel iç yatırım rejimi daha uygun olabiliyor. Her rejimin gümrük, vergi ve personel istihdamı açısından kendine özgü kuralları var ve bu kurallar zaman içinde değişebiliyor.
Bir makine üreticisinin Port Said yakınında bir serbest bölgede montaj tesisi kurmayı planladığını varsayalım. Şirket, serbest bölgenin sunduğu gümrük avantajlarından yararlanmak isterken aynı zamanda Mısır’daki yerel satış kanalına da erişmek istiyorsa, tek bir yapı yerine iki ayrı hukuki düzenlemenin birlikte kurgulanması gerekebilir. Bu tür kararlar, güncel mevzuatın Mısır’daki yetkili makamlar ve yerel hukuk danışmanlarıyla teyit edilmesini gerektirir.
Ortaklık ve Sözleşme Yapısının Hazırlanması
Mısır’da yerel bir ortakla çalışmayı tercih eden Türk şirketleri için ortaklık sözleşmesinin kapsamı belirleyici önemde. Yönetim yetkisinin paylaşımı, kâr dağıtımı, anlaşmazlık halinde çıkış mekanizması ve rekabet yasağı gibi konular, ortaklık kurulmadan önce yazılı olarak netleştirilmeli. Sözlü anlaşmalara veya genel ifadelere dayanan ortaklıklar, taraflardan biri beklediği sonucu alamadığında hızla çözülebiliyor.
Diyelim ki bir gıda ihracatçısı, Mısırlı bir ortakla birlikte yerel bir dağıtım şirketi kurmayı planlıyor. Türk taraf sermayenin büyük kısmını koyarken Mısırlı ortak yerel ilişkileri ve ruhsat süreçlerini yürütüyor olabilir. Bu durumda, yönetim kurulunda hangi kararların oy birliği gerektirdiği ve ortaklardan birinin şirketten ayrılmak istemesi halinde payının nasıl değerleneceği gibi sorular, sözleşmeye en baştan yazılmazsa ileride müzakere masasında çözülmesi çok daha zor hale gelir.

Ticari Sözleşmelerin ve Tedarik Zincirinin Gözden Geçirilmesi
Mal veya hizmet ihracatı yapacak Türk şirketleri için satış, dağıtım ve tedarik sözleşmelerinin hangi hukuka tabi olacağı, uyuşmazlık halinde hangi mahkeme veya tahkim merkezinin yetkili sayılacağı önceden belirlenmeli. ticari sözleşmelerin hazırlanması ve denetimi aşamasında ödeme vadesi, teslim şekli ve mücbir sebep hükümleri özellikle sınır ötesi ticarette kritik hale geliyor.
Örneğin bir inşaat malzemeleri üreticisi, Mısırlı bir alıcıya düzenli sevkiyat yapmayı planlıyorsa ödemenin akreditif mi yoksa vadeli ödeme mi olacağı, sevkiyat gecikmesi durumunda sorumluluğun kime ait olduğu ve döviz kuru riskinin nasıl paylaşılacağı sözleşmede açıkça yazılmalı. Serbest ticaret anlaşmasının 2007’den bu yana yürürlükte olması ve şu anda güncellenme sürecinde bulunması, gümrük tarifelerine ilişkin hükümlerin sözleşme imzalanmadan hemen önce yeniden kontrol edilmesini gerektiriyor.
Uyuşmazlık Çözümü ve Alacak Tahsiline Hazırlık
Sınır ötesi ticarette en çok karşılaşılan sorunlardan biri, alacağın zamanında tahsil edilememesi. Bir Türk şirketinin Mısır’daki alıcısından alacağını tahsil edebilmesi, büyük ölçüde sözleşmede baştan kurulan tahkim veya yetkili mahkeme hükmüne bağlı. Tahkim şartı olmayan veya belirsiz bırakılmış sözleşmelerde, uyuşmazlık çıktığında hangi ülkede dava açılacağı bile tartışma konusu olabiliyor.
Bir tekstil firmasının Mısırlı alıcısı ödemeyi geciktirdiğinde, sözleşmede Kahire’de yerel mahkemeler mi yoksa uluslararası bir tahkim merkezi mi yetkili kılınmış olduğu, tahsilatın hızını doğrudan etkiler. Bu nedenle hukuki süreç yönetimi ticarete başlamadan önce planlanmalı, sadece bir sorun çıktığında devreye sokulacak bir adım olarak görülmemeli.
Yerel Hukuk Koordinasyonunun Kurulması
Mısır mevzuatı, özellikle yabancı yatırım, gümrük ve istihdam alanlarında zaman içinde değişebiliyor. Bu nedenle Türk hukuku çerçevesinde hazırlanan bir sözleşmenin veya şirket yapısının, Mısır’daki yerel mevzuata da uygun olduğunun ayrıca teyit edilmesi gerekiyor. Türkiye’deki hukuki danışmanlık ile Mısır’daki yerel uzmanlığın koordineli çalışması, her iki tarafın da mevzuatını aynı anda gözeten bir yapı kurulmasını sağlar.
Bu koordinasyon modeli pratikte şöyle işler. Türk tarafın hukuki danışmanı sözleşmenin Türk hukuku ve uluslararası ticaret kuralları açısından tutarlılığını kontrol ederken, Mısır’daki yerel hukukçu aynı sözleşmenin yerel mevzuata, ruhsat süreçlerine ve vergi uygulamalarına uygunluğunu doğrular. İki tarafın ayrı ayrı çalışıp sonradan karşılaştırma yapması yerine, süreç baştan birlikte kurgulanırsa hem zaman hem maliyet açısından daha verimli sonuç alınır. Bu, Türkiye ile Orta Doğu arasında ticaret yapan şirketler için hukuki çözüm ortaklığı kurmanın da temel mantığını oluşturuyor.
Sonuç: Ticarete Başlamadan Önceki Hazırlık Sırası
Mısır’daki ticari fırsatları değerlendirmek isteyen bir Türk şirketinin izleyebileceği mantıklı bir sıra şu şekilde özetlenebilir. Önce pazara giriş modeli ve bu modelin uygun olduğu yatırım rejimi netleştirilmeli. Ardından ortaklık kurulacaksa sözleşme hükümleri yazılı hale getirilmeli. Son olarak ticari sözleşmelerdeki hukuk seçimi ve uyuşmazlık çözüm mekanizması, sevkiyat başlamadan önce belirlenmeli.
Bu sıralamayı takip etmeyen şirketler genellikle sorun çıktıktan sonra hukuki destek aramak durumunda kalıyor. Oysa hukuki hazırlığın ticaretin başında yapılması, hem müzakere gücünü artırıyor hem de ileride ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkların maliyetini önemli ölçüde azaltıyor.
Yasal Uyarı







