Şubat 2026’da yürürlüğe giren düzenlemeyle Rekabet Kurulu’na bildirim yükümlülüğü doğuran ciro eşiği önemli ölçüde yükseltildi; artık işlem taraflarının Türkiye cirolarının toplamda 3 milyar TL’yi, her birinin ayrı ayrı 1 milyar TL’yi aşması durumunda izin alınması gerekiyor. Bu değişiklik, Türkiye’de bir şirket veya proje satın almayı planlayan yabancı yatırımcı için işin sadece fiyat pazarlığından ibaret olmadığını bir kez daha gösteriyor. Alım öncesinde yapılan hukuki inceleme -uygulamada due diligence olarak bilinir- hem finansal riskleri hem de idari izin süreçlerini önceden görünür kılar.
Şirket Yapısının ve Ortaklık Tablosunun İncelenmesi
Bir hedef şirketin pay defteri, genel kurul kararları ve imza sirküleri, devralma sürecinin ilk ve en temel inceleme konusudur. Ortaklık yapısında görünmeyen rehin, intifa hakkı veya üçüncü kişilere verilmiş opsiyon hakları varsa, devralınan payların gerçek değeri beklenenden düşük çıkabilir.
Örneğin İstanbul’da bir üretim tesisini satın almayı planlayan bir yabancı yatırımcı grubu, ticaret sicili kayıtlarını incelettiğinde şirket paylarının bir kısmının üç yıl önce imzalanan bir kredi sözleşmesi kapsamında bankaya rehnedildiğini fark edebilir. Bu tür bir yük, devir sözleşmesi imzalanmadan önce mutlaka çözülmesi gereken bir konudur. Ticaret sicili ve pay defteri kayıtları, sözlü beyanlarla değil resmi belgelerle doğrulanmalıdır.

Mali Tablolar, Vergi ve Sosyal Güvenlik Geçmişinin Denetlenmesi
Hedef şirketin son üç ila beş yıla ait bilanço ve gelir tablolarının bağımsız bir mali müşavir tarafından incelenmesi, gizli borçların ve şarta bağlı yükümlülüklerin ortaya çıkarılması açısından kritik önem taşır. Vergi incelemesi geçmişi, devam eden herhangi bir vergi davası ve sosyal güvenlik prim borcu da bu aşamada mutlaka sorgulanmalıdır.
Diyelim ki bir yatırımcı, kârlı görünen bir restoran zincirini devralmayı düşünüyor; ancak mali inceleme sırasında geçmiş dönemlere ait ödenmemiş bir vergi tarhiyatı ve bir vergi mahkemesinde görülen ihtilaf ortaya çıkabilir. Bu tür yükümlülükler devir sonrasında yeni ortağa da sirayet edebileceğinden, sözleşme öncesinde tespit edilmesi büyük önem taşır. Devir tarihinden önceki döneme ait vergi ve prim borçlarından sorumluluğun sözleşmede nasıl paylaşılacağı da ayrıca netleştirilmelidir.
Sözleşmeler, Davalar ve Gizli Yükümlülüklerin Taranması
Şirketin tedarikçileri, müşterileri, kiracıları ve çalışanlarıyla yaptığı sözleşmelerin tamamının gözden geçirilmesi, aslında ticari sözleşmelerin hazırlanması ve denetimi sürecinin devralma öncesine taşınmış bir hâlidir. Özellikle sözleşmelerde yer alan “kontrol değişikliği” maddeleri, devir işlemi gerçekleştiğinde karşı tarafa fesih hakkı tanıyabilir.
Bir yatırımcının hedef şirketin en büyük müşterisiyle yaptığı tedarik sözleşmesinde böyle bir madde bulunduğunu devir sonrasında fark etmesi, satın almanın ticari mantığını baştan sarsabilecek bir durumdur. Devam eden veya tehdit oluşturan davalar, icra takipleri ve idari para cezaları da aynı titizlikle taranmalı, olası mali etkileri devir bedeline yansıtılmalıdır.
Gayrimenkul ve Proje Varlıklarının Tapu-İmar Durumu
Satın alınan şirketin bünyesinde fabrika binası, arsa veya devam eden bir inşaat projesi varsa, bu taşınmazların tapu kayıtları, imar durumu ve varsa ipotek yükleri ayrı bir inceleme konusu oluşturur. Yabancı yatırımcının taşınmaz içeren işlemlerinde Döviz Alım Belgesi (DAB) zorunluluğu da göz ardı edilmemesi gereken idari bir şarttır.
Örneğin bir proje şirketini devralan yatırımcı, arsa üzerinde üçüncü bir tarafın şerh koyduğu bir yapı kooperatifi payını fark etmeden sözleşmeyi imzalarsa, projenin tamamlanması aylarca gecikebilir. Taşınmazlara ilişkin her belge, tapu müdürlüğünden alınacak güncel kayıtlarla teyit edilmelidir. Bu noktada yabancıların tapu alırken dikkat etmesi gereken noktalar, şirket bünyesindeki taşınmazlar için de büyük ölçüde geçerlidir.

Rekabet Kurulu İzni ve Sektörel Düzenlemelere Tabi İşlemler
4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, yabancı yatırımcıya yerli yatırımcıyla eşit haklar tanıyan bir bildirim sistemi öngörür; bu da devralma işleminin önceden bir izin makamına başvurmadan gerçekleştirilebileceği anlamına gelir. Ancak bu serbesti mutlak değildir. Bankacılık, sigortacılık, enerji, telekomünikasyon, sermaye piyasaları ve yayıncılık gibi düzenlemeye tabi sektörlerde ilgili kamu kurumunun onayı gerekebilir.
Ayrıca işlemin büyüklüğü yukarıda belirtilen güncellenmiş ciro eşiklerini aşıyorsa Rekabet Kurulu’na bildirim zorunludur; bildirim yapılmadan tamamlanan işlemler hukuken geçersiz sayılabilir ve idari para cezasına yol açabilir. Bir yatırımcı grubunun teknoloji şirketi devralırken bu eşikleri “küçük ölçekli işlem” gerekçesiyle göz ardı etmesi, sonradan telafisi güç bir hukuki riske dönüşebilir.
Hisse Devri Sözleşmesinde Garanti ve Tazminat Hükümleri
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir tartışma, hukuki inceleme ne kadar kapsamlı yapılırsa yapılsın bazı risklerin devir anında görünür olmayabileceğidir. Bu nedenle pay devri ve değerleme sürecinde imzalanan sözleşmelere, satıcının şirketin mali ve hukuki durumuna ilişkin beyan ve garantilerini içeren hükümler eklenmesi uluslararası uygulamada standart hâline gelmiştir.
Bazı hukukçular bu garantilerin süresinin kısa tutulmasını, örneğin bir yılla sınırlanmasını savunurken; bazıları özellikle vergi ve çevre yükümlülükleri için zamanaşımı sürelerine yakın, daha uzun garanti dönemleri öngörülmesi gerektiğini savunur. Kanaatimizce, geçmiş vergi incelemelerinin sonuçlanma süreleri dikkate alındığında, vergi ve sosyal güvenlik yükümlülüklerine ilişkin garantilerin standart bir yıllık süreyle sınırlanması yatırımcı açısından yetersiz kalabilir; bu tür yükümlülükler için ilgili idari zamanaşımı sürelerine paralel bir garanti dönemi öngörülmesi daha isabetli bir yaklaşımdır. Sözleşmede tazminat tavanı ve asgari tazminat eşiği gibi mekanizmaların taraflar arasında dengeli kurgulanması, sonradan ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önüne geçer.
Sonuç: Devralma Öncesi İzlenecek Yol
Şirket veya proje satın alma sürecinde hukuki inceleme, sözleşme imzalanmadan çok önce, niyet mektubunun imzalanmasının hemen ardından başlamalıdır. Öncelik sırası genellikle şu şekilde kurulur: önce ortaklık yapısı ve tapu/tescil kayıtları, ardından mali ve vergisel geçmiş, sonra sözleşmesel yükümlülükler ve son olarak varsa idari izin gereklilikleri.
Devralma öncesi tespit edilen her risk, ya devir bedeline yansıtılabilir ya da sözleşmedeki garanti ve tazminat hükümleriyle satıcıya yüklenebilir. Bu nedenle hukuki incelemeyi işlemin son aşamasına bırakmak yerine, süreç başında bağımsız bir hukuki danışmanla birlikte planlamak, yatırımcının pazarlık gücünü de artıran bir adımdır.
Yasal Uyarı







