Ödeme emrine yapılan itiraz, takibi durdurur ve borçlunun itiraz süresi yalnızca 7 gündür. Alacaklı ise itirazın kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açarak takibin devamını isteyebilir. Yurt dışında yaşayan alacaklı için bu süre, tebligat ve belge trafiği yüzünden göründüğünden çok daha dar işler. 2026 itibarıyla uygulamada en sık kaçırılan husus da budur.
İtiraz Sonrası Alacaklının Önündeki İki Yol
Borçlu takibe itiraz ettiğinde alacaklı iki farklı yola gidebilir. Birincisi itirazın iptali davasıdır. Bu dava genel mahkemede açılan, tam bir yargılama gerektiren ve sonunda itirazın haksızlığını ortaya koyan bir alacak davasıdır. İkincisi ise itirazın kaldırılması talebidir. Bu yol icra mahkemesinde yürür ve yalnızca alacaklının elinde imzası borçluya ait, noter onaylı veya kanunda sayılan nitelikte bir belge varsa mümkündür.
Dayanak olarak İcra ve İflas Kanunu m.67 (itirazın iptali) ve m.68 (itirazın kaldırılması) hükümlerini göstermek yeterlidir. Kanaatimizce belgesi bulunan alacaklı için itirazın kaldırılması yolu öncelikle denenmelidir, çünkü yargılama daha hızlıdır. Ancak bu yolda kaybeden alacaklı, itirazın iptali davası açma hakkını yine de elinde tutar. Bu nedenle iki yolu birbirinin alternatifi değil, sıralı seçenekler olarak okumak daha doğrudur.
Somut bir örnek verelim. Dubai merkezli bir tedarikçi, İstanbul’daki bir şirkete gönderdiği malın bedeli için takip başlatıyor. Şirket borca itiraz ediyor. Tedarikçinin elinde yalnızca e-posta yazışmaları ve fatura varsa, itirazın kaldırılması için gereken belge niteliği büyük olasılıkla eksik kalır. Bu durumda doğrudan itirazın iptali davası mantıklı bir başlangıçtır.

Yabancı Alacaklıyı Zorlayan Pratik Noktalar
İtirazın iptali davasında hukuki ilke yabancı ile yerli alacaklı için aynıdır. Fark, uygulamadaki lojistikte ortaya çıkar. Yurt dışında düzenlenen vekâletname, ülkeye ve düzenleme şekline göre apostil veya konsolosluk onayı ile yeminli tercüme gerektirebilir. Vekâletnameyi hazırlatmak haftalar alabilir ve hak düşürücü süre bu beklemeyi hesaba katmaz.
Tebligat da ayrı bir risk alanıdır. İtirazın alacaklıya tebliği çoğu zaman takibi yürüten vekile yapılır ve 1 yıllık süre bu tarihten işler. Vekille alacaklı arasındaki iletişim koparsa süre, alacaklı haberdar olmadan dolabilir. Bu yüzden takip başladığı anda dosyadaki adres ve tebligat bilgilerinin güncel tutulması önemlidir.
Bir başka konu teminattır. Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan davacıdan, davalının talebi üzerine yargılama giderleri için teminat istenebilir. Uluslararası anlaşmalar ve karşılıklılık ilkesi bu yükümlülüğü ortadan kaldırabildiği için alacaklının uyruğu önceden kontrol edilmelidir. Görevli mahkeme ise alacağın kaynağına göre değişir. Ticari nitelikteki alacaklarda asliye ticaret, diğerlerinde asliye hukuk mahkemesi gündeme gelir. Uygulamada görev yanlışlığı nedeniyle davanın yeniden açılması sık görülen bir zaman kaybıdır.
Arabuluculuk Tartışması ve Sürenin Korunması
Ticari para alacağı davalarında arabulucuya başvuru dava şartıdır. İtirazın iptali davasının bu kapsama girip girmediği ise doktrinde tartışmalıdır. Bir görüşe göre dava, icra takibine bağlı bir dava olduğu için kapsam dışında kalır. Diğer görüş ise alacağın niteliğine bakarak arabuluculuğu şart sayar.
Bizim yaklaşımımız temkinli olmaktan yanadır. Tartışma sürerken usulden ret riskini almak, yurt dışındaki alacaklı için özellikle pahalıdır. Bu nedenle ticari alacaklarda arabuluculuk başvurusunun hak düşürücü sürenin sonuna bırakılmaması gerekir. Arabulucuya başvuru, süreyi durdurma etkisi taşıdığı için sürenin korunmasına da yardımcı olur.

İnkâr Tazminatı ve Davanın Seyri
Dava, itirazın haksız olduğunu göstermeyi amaçlar. Alacak likit yani belirlenebilir nitelikteyse ve borçlunun itirazı haksız çıkarsa, mahkeme borçluyu icra inkâr tazminatına mahkûm edebilir. Bu tazminat kanunda alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere düzenlenmiştir. Buna karşılık alacaklının takibi kötü niyetle yürüttüğü anlaşılırsa tazminat alacaklı aleyhine de hükmedilebilir.
Bu noktada alacağın ispatı belirleyicidir. Sözleşme, fatura, sevk belgesi ve yazışmaların derli toplu sunulması davanın seyrini büyük ölçüde belirler. Yabancı dilde düzenlenmiş belgelerin yeminli tercümesi de yargılamayı hızlandırır. Şirket alacaklarının tahsiline ilişkin genel çerçeveyi icra ve dava süreci yazımızda ayrıca ele almıştık.
Not edelim, 31 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun icra hukukunda da çeşitli değişiklikler getirdi. Süre ve usul hükümlerinin takip tarihindeki güncel metni mutlaka kontrol edilmelidir.
Sonuç: Hangi Sırayla İlerlenmeli?
Süreci sağlıklı yürütmek için şu sıra izlenebilir. Önce itirazın tebliğ tarihi netleştirilir ve bir yıllık süre takvime işlenir. Ardından elde noter onaylı veya borçlunun imzasını taşıyan bir belge olup olmadığına bakılır. Belge varsa m.68 yolu değerlendirilir, yoksa doğrudan itirazın iptali davası hazırlanır. Ticari alacaklarda arabuluculuk başvurusu erkene alınır. Yurt dışından gelecek vekâletname ve tercümeler dava süresinin dışında, en başta planlanır.
Bu tür uyuşmazlıklar icra ve alacak tahsili alanındaki genel yaklaşımın bir parçasıdır. Her dosya kendi belge ve süre durumuna göre değerlendirilmelidir.
Yasal Uyarı







