Türkiye’de taşınmaz, şirket payı veya banka mevduatı edinen yabancıların ve yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanan kişilerin sayısı arttıkça, bu kişilerin vefatı hâlinde mirasçılarının hangi hukuki yolu izleyeceği sorusu da sıklıkla gündeme geliyor. Bu sorunun tek bir cevabı yok: Miras bırakanın ölüm tarihindeki vatandaşlığı, başka bir vatandaşlığının bulunup bulunmadığı, malvarlığının niteliği ve malın kimin adına kayıtlı olduğu birlikte incelenmeden doğru yol belirlenemez.
Bu yazıda, Türkiye’de yatırım yapmış yabancıların ve yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmış kişilerin mirasçılarının haklarını, uygulanacak hukuku ve izlenebilecek temel hukuki adımları ele alıyoruz.
Önce Doğru Soruyu Sormak: Miras Bırakan Hangi Durumdaydı?
Uygulamada birbirine karıştırılan üç farklı durum bulunuyor ve her biri farklı sonuçlar doğurabiliyor:
- Türkiye’de yatırım yapmış, ancak Türk vatandaşlığı kazanmamış yabancı kişi: Taşınmaz satın almış, şirket kurmuş veya mevduat hesabı açmış olsa da vefat tarihinde yalnızca yabancı devlet vatandaşıdır.
- Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmış kişi: Vatandaşlık kararı kesinleşmişse, vefat tarihinde Türk vatandaşıdır; çoğu zaman önceki vatandaşlığını da korumaktadır.
- Yatırım başvurusu kapsamında eşi veya çocukları da vatandaşlık kazanmış kişi: Aile üyelerinin her birinin vatandaşlık durumu ayrı ayrı ve kişi bazında kontrol edilmelidir; başvuruya dâhil edilmiş olmak, her aile üyesinin vatandaşlığının kesinleştiği anlamına gelmez.
“Yabancı kökenli” olmak tek başına uygulanacak hukuku belirlemez. Belirleyici olan, miras bırakanın vefat tarihindeki vatandaşlık durumu ile malvarlığının niteliği ve kayıt durumudur.
Uygulanacak Hukuk: MÖHUK’un Genel Kuralı ve Taşınmaz İstisnası
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) m. 20 uyarınca miras, kural olarak ölenin millî hukukuna tabidir. Ancak aynı maddeye göre Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. Dolayısıyla Türk vatandaşlığı kazanmamış bir yabancının Türkiye’deki dairesi bakımından Türk miras hukuku uygulanırken, banka mevduatı veya şirket payı gibi taşınır değerler bakımından kural olarak miras bırakanın millî hukuku gündeme gelir.
Miras bırakan vefat tarihinde hem Türk hem başka bir ülke vatandaşıysa MÖHUK m. 4‘teki çifte vatandaşlık kuralı devreye girer: Birden fazla vatandaşlığı bulunan kişinin vatandaşlıklarından biri Türk vatandaşlığıysa, millî hukuk olarak Türk hukuku esas alınır. Bu nedenle yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmış ve önceki vatandaşlığını da korumuş bir kişinin mirası bakımından, Türkiye’deki taşınmazların yanı sıra kural olarak diğer malvarlığı için de Türk hukuku uygulanır. Kişinin vatandaşlığı vefattan önce kaybedilmiş veya vatandaşlık kararı henüz kesinleşmemişse sonuç değişebilir.
Yabancı ülkede düzenlenmiş bir vasiyetname Türkiye’de kendiliğinden geçersiz değildir ve sonuç doğurmayan bir belge olarak da görülmemelidir. Vasiyetnamenin şekil bakımından geçerliliği MÖHUK’taki ilgili kurallara göre, içeriği ise uygulanacak miras hukukuna göre değerlendirilir. Türkiye’deki taşınmazlar bakımından Türk hukukunun saklı paya ilişkin hükümleri gibi kurallar da dikkate alınır. Vasiyetnamenin Türkiye’de işleme konulabilmesi için açılması, gerekiyorsa tanınması ve belgelerin usulüne uygun sunulması ayrıca incelenmelidir.
Yatırımın Türü ve Malın Kimin Adına Kayıtlı Olduğu Neden Önemli?
Yatırımcının Türkiye’de taşınmaz, banka mevduatı, şirket payı veya başka bir yatırım edinmiş olması, mirasçıların izleyeceği yolu doğrudan etkiler:
- Taşınmaz miras bırakanın şahsi adına kayıtlıysa terekeye dâhil olur ve mirasçılık belgesiyle tapuda intikal işlemi gündeme gelir.
- Taşınmaz bir şirket adına kayıtlıysa mirasçılara doğrudan taşınmaz değil, koşullara göre miras bırakanın şirketteki payı intikal eder. Bu durumda şirket sözleşmesi, pay devrine ilişkin sınırlamalar ve şirket hukukuna ilişkin kurallar da incelenmelidir.
- Banka mevduatı ve yatırım hesapları mirasçılık sıfatının ispatından sonra, ilgili kurumun talep ettiği belgelerle mirasçılara ödenebilir.
- Yatırım yoluyla vatandaşlık alınmış olması, kişinin tüm malvarlığının otomatik olarak aynı hukuki rejime tabi olduğu anlamına gelmez; her malvarlığı değeri kendi niteliği ve bulunduğu yer bakımından ayrıca değerlendirilir.
- Vatandaşlık amacıyla edinilmiş taşınmaz üzerinde üç yıllık satmama şerhi veya başka bir taahhüt bulunuyorsa, bunların ölümle kendiliğinden kalktığı varsayılmamalıdır. Tapu kaydı ve vatandaşlık dosyası birlikte kontrol edilmelidir.
Burada yabancıların Türkiye’de taşınmaz edinmesine ilişkin genel kurallar ile yatırım yoluyla vatandaşlık başvurusundaki taşınmaz şartının farklı konular olduğunu belirtmek gerekir. Birincisi, yabancının taşınmaz sahibi olup olamayacağını ve hangi sınırlarla olabileceğini düzenler; ikincisi ise vatandaşlık başvurusunda yatırımın hangi koşullarla dikkate alınacağını belirler.

Mirasçı Olmak ile Taşınmazı Tapuda Kendi Adına Tescil Ettirmek Aynı Şey Değildir
Yabancı bir kişinin Türkiye’deki bir terekede mirasçı olması mümkündür; ancak mirasçılık hakkı ile miras kalan taşınmazın yabancı mirasçı adına tapuya tescil edilebilmesi ayrı konulardır. Yabancıların Türkiye’de taşınmaz edinmesi, 2644 sayılı Tapu Kanunu m. 35 çerçevesinde vatandaşlık, taşınmazın bulunduğu yer ve yüzölçümüne ilişkin sınırlamalara tabidir.
Bu nedenle yabancı mirasçının vatandaşlığı, taşınmazın bulunduğu bölge ve yürürlükteki edinim sınırlamaları somut olarak incelenmelidir. Sınırlamalar nedeniyle edinim mümkün değilse, taşınmazın tasfiyesi ve bedelinin mirasçıya ödenmesi gündeme gelebilir. Ancak bu sonuç bütün yabancı mirasçılar için otomatik değildir; birçok durumda yabancı mirasçı taşınmazı kendi adına tescil ettirebilir.
Mirasçılık Belgesi: Noter mi, Sulh Hukuk Mahkemesi mi?
Mirasçılık belgesi (veraset ilamı), Türk vatandaşları bakımından çoğu durumda noterden alınabilir. Ancak yabancı kişinin talebi veya yargılama gerektiren bir yabancılık unsuru bulunması hâlinde noter mirasçılık belgesi veremez; başvuru sulh hukuk mahkemesinde değerlendirilir. Miras bırakanın yurt dışında vefat etmiş olması tek başına her durumda mahkemeye gidilmesi sonucunu doğurmaz; belirleyici olan, somut dosyadaki yabancılık unsurunun niteliğidir.
Yabancı ülke makamlarından alınmış bir mirasçılık belgesi bulunuyorsa, bu belgenin Türkiye’de kullanılabilmesi ayrıca incelenmelidir. Belgenin niteliğine göre tanıma veya tenfiz gerekebilir ya da Türkiye’de yeni bir mirasçılık belgesi alınması daha uygun bir yol olabilir.
Tapu, Banka ve Nüfus Kayıtlarının Araştırılması
Miras bırakanın Türkiye’deki malvarlığının tespiti; tapu kayıtları, banka hesapları, şirket payları ve borçların araştırılmasını kapsar. Bu araştırma herkes tarafından sınırsız biçimde yapılabilen bir sorgulama değildir. Tapu müdürlükleri ve bankalar, bilgi ve belge talebini kural olarak mirasçılık sıfatının ispatına, usulüne uygun düzenlenmiş vekâletnameye ve dosyaya sunulacak belgelere bağlı olarak değerlendirir.
Nüfus kayıtları bakımından da her yabancı için aynı durum söz konusu değildir. Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmış kişinin Türk nüfus kaydı bulunurken, vatandaşlık kazanmamış bir yabancının kayıtları farklı sistemlerde ve farklı kimlik numaralarıyla tutulabilir. Hangi kayda nasıl ulaşılacağı, miras bırakanın statüsüne ve mirasçının sunabileceği belgelere göre belirlenir.
Mirasçıların İzleyebileceği Temel Hukuki Yol
Her dosyanın koşulları farklı olmakla birlikte, süreç genel olarak şu sırayla ilerler:
- Vatandaşlık durumunun tespiti: Miras bırakanın ölüm tarihindeki vatandaşlıkları ve vatandaşlık kararının kesinleşip kesinleşmediği belirlenir.
- Belgelerin toplanması: Mirasçıların kimlik, akrabalık ve medeni hâl belgeleri toplanır; yabancı belgelerde apostil veya konsolosluk tasdiki ile yeminli tercüme koşulları incelenir.
- Mirasçılık belgesi: Türkiye’de mirasçılık belgesi alınır veya yabancı makamdan alınmış belgenin Türkiye’de kullanılma koşulları değerlendirilir.
- Malvarlığı ve borç araştırması: Tapu kayıtları, banka hesapları, şirket payları ve diğer malvarlığı ile borçlar araştırılır.
- Tescil ve sınırlama değerlendirmesi: Yabancı mirasçının taşınmazı tapuda kendi adına tescil ettirip ettiremeyeceği, sınırlama varsa tasfiye yolu değerlendirilir.
- Tapu intikali ve vergi: Tapu intikali ile veraset ve intikal vergisi işlemleri, olayın koşullarına ve uygulanacak beyan sürelerine göre yürütülür.
- Uyuşmazlık hâlinde: Vasiyetname bulunuyorsa veya mirasçılar arasında uyuşmazlık varsa, uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme ayrıca belirlenir.
Mirasçılar arasında taşınmazın paylaşımı konusunda anlaşma sağlanamazsa mirasçılar arası ihale ve satış kuralları önem kazanır. Tapu devri aşamasında ise yabancıların tapu işlemlerinde dikkat etmesi gereken noktalar sürecin bir parçasıdır.

Miras İntikalini Beklemeden Sağlığında Bağış Yapılabilir mi?
Miras bırakan, Türkiye’de kendi adına kayıtlı bir taşınmazı sağlığında belirlediği bir kişiye bağışlamak isteyebilir. Taşınmaz bağışının geçerli olması için işlemin tapu müdürlüğünde resmî şekilde yapılması ve tescilin tamamlanması gerekir (TMK m. 706). Bağışlanan taşınmazın mülkiyeti bu şekilde devredilmişse, o taşınmaz için ölümden sonra miras yoluyla tapuda intikal işlemi yapılması gerekmez. Ancak kişinin başka malvarlıkları varsa, onlar için mirasçılık belgesi ve miras işlemleri yine gündeme gelebilir.
Bu yol, “mirasçılık belgesi almadan bütün miras işlerini çözme” yöntemi değildir. Hibe yalnızca bağışlanıp devri tamamlanan mal bakımından sonraki miras intikal işlemini ortadan kaldırabilir.
Bağış işlemi yapılmadan önce şu hususlar kontrol edilmelidir:
- Taşınmaz üzerindeki ipotek, haciz, şerh ve diğer takyidatlar.
- Bağış alacak kişinin vatandaşlığı ve yabancıların taşınmaz edinimine ilişkin sınırlamalar.
- Taşınmazın yatırım yoluyla vatandaşlık başvurusunda kullanılıp kullanılmadığı ve devam eden üç yıllık satmama/devretmeme taahhüdü.
- İşlemin harç, vergi ve diğer masrafları.
- Bağışın saklı paylı mirasçıların haklarına etkisi.
Hibe, saklı paylı mirasçıların haklarını her durumda ortadan kaldırmaz. Bağış saklı payları ihlal ederse, şartları varsa tenkis davası açılabilir (TMK m. 560 vd.; m. 565). Tapuda satış gibi gösterilen işlem gerçekte bağışsa muris muvazaası iddiası da gündeme gelebilir. Bu nedenle “hibe yapılırsa mirasçılar daha sonra hiçbir hak ileri süremez” şeklinde bir sonuca varılmamalıdır.
Türk Vatandaşlığı Miras Yoluyla Geçer mi?
Hayır. Türk vatandaşlığı miras yoluyla mirasçılara kendiliğinden geçmez. Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmış kişinin eşi veya çocuklarının vatandaşlık durumu ayrıca ve kişi bazında kontrol edilmelidir. Mirasçının vatandaşlık durumu ile mirasçılık hakkı ve taşınmaz edinme hakkı birbirinden ayrı konulardır: Yabancı bir mirasçı mirasçılık sıfatını kazanabilir, ancak bu durum ona Türk vatandaşlığı sağlamaz; taşınmaz edinimi ise yine yabancılara ilişkin kurallar çerçevesinde değerlendirilir.
Sonuç
Türkiye’de yatırım yapmış olmak tek başına Türk vatandaşlığı kazandırmaz. Yatırım yoluyla vatandaşlık kazanmış olmak da miras işlemlerinin tamamını otomatik olarak çözmez. Mirasçılar için izlenecek hukuki yol; miras bırakanın ölüm tarihindeki vatandaşlığına, yatırımın ve malvarlığının kimin adına olduğuna, mirasçıların vatandaşlığına ve taşınmaz üzerindeki sınırlamalara göre belirlenir. Miras bırakanın sağlığında tapuda tamamlanmış bir hibe, bağışlanan taşınmazın ölüm sonrası intikal işlemini önleyebilir; ancak saklı pay, vergi, tapu sınırlamaları ve diğer tereke malları ayrıca değerlendirilmelidir.
Her dosyanın vatandaşlık, tapu ve miras belgeleri birlikte incelenerek değerlendirilmesi gerekir.
Yasal Uyarı







