2026 itibarıyla Türkiye’de faaliyet gösteren binlerce yabancı sermayeli şirket için, bir müşterinin ya da tedarikçinin ödemeyi geciktirmesi yalnızca bir nakit akışı sorunu değildir; doğru yönetilmezse hak kaybına dönüşebilecek bir hukuki süreç başlangıcıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre borçluya gönderilen ödeme emrine itiraz süresi yalnızca 7 gündür, bu kısa süre, sürecin en baştan doğru kurgulanmasını zorunlu kılar.
Örneğin İstanbul’da tekstil ihracatı yapan bir şirket kuran Fransız yatırımcı Marie Hanım’ın Türk distribütörü, teslim edilen malın bedelini 3 aydır ödememektedir. Marie Hanım’ın önünde birkaç yol vardır: uzlaşma, icra takibi veya doğrudan dava. Bu yazıda, yabancı yatırımcıların Türkiye’deki şirket alacaklarını yasal yollarla nasıl tahsil edebileceğini, adım adım anlatıyoruz.
Yabancı Yatırımcılar İçin Alacak Tahsili Neden Farklı Bir Süreçtir?
Türkiye’de kurulan bir şirketin alacak tahsili süreci, hukuken Türk vatandaşlarına ait şirketlerle aynı kurallara tabidir. Ancak yabancı yatırımcılar için işleri zorlaştıran birkaç pratik engel vardır: dil bariyeri, tebligat adreslerinin doğru takip edilmesi, vekaletname ve şirket evraklarının usulüne uygun hazırlanması, ve bazen borçlunun ya da alacaklının yurt dışında bulunması.
Zaten Türkiye’de şirket kurulumu sürecini tamamlayıp faaliyete geçen yabancı yatırımcılar için, ticari ilişkilerin sözleşmeyle ve yazılı belgeyle desteklenmesi bu noktada büyük fark yaratır. Marie Hanım’ın örneğinde olduğu gibi, elinde fatura, sevk irsaliyesi ve yazışma kayıtları bulunan bir alacaklı, icra ve dava sürecinde çok daha güçlü bir konumdadır.
Bunu Biliyor Muydunuz?

İlk Adım: İhtarname ve Uzlaşma Girişimi
Hukuki sürece geçmeden önce çoğu zaman ilk adım ihtarname göndermektir. İhtarname, borçluya resmi bir şekilde borcunu hatırlatan ve belirli bir süre içinde ödeme yapmasını isteyen yazılı bir bildirimdir; noter kanalıyla gönderilmesi ispat gücünü artırır.
Marie Hanım’ın avukatı, distribütöre noter kanalıyla bir ihtarname göndererek 10 gün içinde ödeme yapılmasını talep etmiştir. Bu adım, hem uzlaşma ihtimalini açık tutar hem de ileride açılacak bir davada “alacaklının makul süre tanıdığını” gösteren bir belge oluşturur.
Bazı durumlarda ihtarname sonrası borçlu ödeme planı teklif edebilir. Bu noktada yazılı bir protokol imzalanması, sonradan çıkabilecek “sözlü anlaştık” tartışmalarını önler. Uzlaşma sağlanamazsa, sıradaki adım icra takibidir.
| Yöntem | Ne Zaman Tercih Edilir | Yaklaşık Süreç |
|---|---|---|
| İhtarname | İlişki devam ediyorsa, uzlaşma ihtimali varsa | Günler içinde |
| İcra Takibi | Borç likit ve belgeye dayalıysa | Haftalar-birkaç ay |
| İtirazın İptali Davası | Borçlu icra takibine itiraz ettiyse | Aylar-yıllar (dava yüküne göre) |
İcra Takibi Başlatma: Adımlar ve Süreç
Uzlaşma sağlanamazsa, alacaklı icra dairesi aracılığıyla ilamsız icra takibi başlatabilir. Süreç, borçlunun ikametgahının ya da şirket merkezinin bulunduğu yer icra dairesine başvuruyla başlar ve borçluya bir ödeme emri tebliğ edilir.
Marie Hanım’ın örneğinde, ihtarnameye rağmen ödeme gelmeyince avukatı, distribütörün merkezinin bulunduğu icra dairesinde takip başlatmış ve elindeki faturalarla sevkiyat belgelerini dosyaya eklemiştir. Bu noktada somut ve tarihli belge ne kadar çoksa, sürecin ilerleyişi o kadar sağlam olur.
Kritik Süre
İcra Takibinin Aşamaları
- Takip talebi: Alacaklı icra dairesine başvurur, borç belgeleriyle dosya açılır.
- Ödeme emri tebliği: Borçluya resmi tebligat gönderilir.
- 7 günlük itiraz süresi: Borçlu itiraz ederse takip durur; itiraz etmezse kesinleşir.
- Haciz veya dava: İtiraz yoksa mal varlığına haciz konur; itiraz varsa itirazın iptali davası gündeme gelir.
Borçlu İtiraz Ederse: İtirazın İptali Davası
Borçlu 7 günlük süre içinde icra takibine itiraz ederse, takip kendiliğinden durur. Bu durumda alacaklının elinde iki seçenek vardır: itirazın kaldırılması (icra mahkemesinde, belgeye dayalı ve hızlı bir yol) veya itirazın iptali davası (asliye ticaret mahkemesinde görülen, daha kapsamlı bir dava).
Marie Hanım’ın distribütörü, “malın kusurlu teslim edildiğini” öne sürerek itiraz etmiştir. Bu durumda avukatı, itirazın tebliğinden itibaren 1 yıl içinde itirazın iptali davası açmak zorundadır, aksi halde dava hakkı düşer. Dava sırasında sevkiyat belgeleri, kalite kontrol raporları ve yazışmalar kanıt olarak sunulmuştur.
Bu aşama, sürecin en çok zaman alan kısmıdır ve mahkemenin iş yüküne göre aylar, hatta yıllar sürebilir. Bu nedenle birçok yabancı yatırımcı, sözleşme aşamasında tahkim şartı veya net ödeme koşulları koyarak bu riski en baştan azaltmayı tercih eder.
Yurt Dışındaki Borçlulara Karşı Tahsilat: Ek Zorluklar
Bazı durumlarda tablo tersine döner: Türkiye’deki bir şirketin alacaklı olduğu taraf, yurt dışında yerleşiktir. Örneğin İstanbul’da mobilya üreten bir yatırımcı olan Ahmet Bey’in Almanya’daki müşterisi, teslim edilen ürünlerin bedelini ödememektedir.
Bu durumda Türk mahkemelerinden alınan bir ilamın Almanya’da icra edilebilmesi için, iki ülke arasındaki ikili anlaşmalar veya uluslararası tenfiz (tanıma-tenfiz) prosedürleri devreye girer. Süreç, tek ülke içindeki bir takibe göre çok daha uzun ve masraflı olabilir; bu yüzden yurt dışı taraflı sözleşmelerde yetkili mahkeme ve uygulanacak hukuk maddelerinin baştan net yazılması büyük önem taşır.

Pratikte, borçlunun Türkiye’de herhangi bir mal varlığı (banka hesabı, taşınmaz, ticari pay) varsa, doğrudan Türkiye’de icra takibi başlatmak genellikle daha hızlı ve pratik bir yoldur. Bu nedenle sözleşme imzalanırken borçlunun Türkiye bağlantısının olup olmadığını değerlendirmek faydalıdır.
Zamanaşımı ve Süre Takibi: Nelere Dikkat Edilmeli?
Alacak tahsilinde en sık gözden kaçan konulardan biri zamanaşımıdır. Türk Borçlar Kanunu’na göre genel zamanaşımı süresi 10 yıl olsa da, ticari alacaklarda bu süre çoğu durumda 5 yıla iner; kesin süre alacağın türüne ve dayanağına göre değişebilir.
Örneğin iki yıl önce kesilen bir faturayı unutan bir yatırımcı, süreyi kaçırırsa hukuken haklı olsa dahi alacağını talep etme hakkını kaybedebilir. Bu yüzden her fatura ve sözleşmenin vade tarihinin takip edilmesi, gerekirse zamanaşımını kesen bir ihtarname gönderilmesi önerilir.
Marie Hanım’ın davası devam ederken avukatı, dosyadaki tüm sürelerin (itiraz süresi, dava açma süresi, tebligat süreleri) bir takvimle takip edilmesini sağlamış ve hiçbir hak düşürücü süre kaçırılmamıştır. Bu tür bir disiplinli takip, özellikle birden fazla dosyası olan yabancı yatırımcılar için büyük önem taşır.
Alacağımın zamanaşımına uğrayıp uğramadığını nasıl anlarım?
Alacağın türüne (fatura, sözleşme, senet vb.) ve vade tarihine göre değişen bir hesaplama gerekir; bu nedenle somut olayınızı bir avukatla değerlendirmeniz en güvenli yoldur.
İcra takibi masraflı mıdır?
İcra takibinin harç ve masrafları kanunla belirlenir ve genellikle takip sonunda borçludan tahsil edilir; ancak süreç öncesinde bir avukattan güncel bilgi almanız önerilir.
Sürecin her adımı, alacağın türüne, borçlunun konumuna ve elinizdeki belgelere göre farklılık gösterebilir. Güncel mevzuat metinlerine mevzuat.gov.tr üzerinden İcra ve İflas Kanunu sayfasından, genel süreç bilgilerine ise Adalet Bakanlığı resmi sitesinden ulaşabilirsiniz.
Yasal Uyarı







