2026 itibarıyla Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı sermayeli şirket sayısı önceki yıllara kıyasla artış göstermeye devam ediyor ve bu artışla birlikte ticari sözleşme uyuşmazlıklarına konu olan dosyaların da çoğaldığı gözlemleniyor. Türkiye’de bir şirket kuran ya da yerel bir ortakla iş birliğine giden yabancı yatırımcılar için en kritik aşamalardan biri, imza altına alınacak ticari sözleşmenin hazırlanması ve denetimi süreci. Peki bu süreçte nelere dikkat etmek gerekiyor?
Neden Bu Kadar Kritik?
Diyelim ki Almanya’dan gelen bir yatırımcı, İstanbul’da bir yazılım şirketiyle distribütörlük sözleşmesi imzalamak üzere. Sözleşme metni Türkçe hazırlanmış, kendisine sadece sözlü olarak özetlenmiş. Aylar sonra ödeme koşulları konusunda anlaşmazlık çıktığında, imzaladığı metnin aslında ne söylediğini tam olarak bilmediğini fark ediyor.
Bu senaryo, yabancı yatırımcıların en sık düştüğü hatalardan biri. Sözleşmeyi imzalamadan önce anlamamak, sonradan telafisi en zor sorunlardan birini doğuruyor. 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu yabancı yatırımcılara yerli yatırımcılarla eşit muamele güvencesi sağlasa da, bu güvence sözleşme metninin kendisini yatırımcı lehine hazırlamaz, bunu sağlayan, sözleşmenin özenle hazırlanması ve bağımsız bir gözle denetlenmesidir.
Bunu Biliyor Muydunuz?
Sözleşme Hazırlığında Dikkat Edilmesi Gereken Temel Unsurlar
Bir ticari sözleşme hazırlanırken gözden kaçırılmaması gereken bazı ana başlıklar var. Örneğin İzmir’de bir tekstil üreticisiyle tedarik sözleşmesi imzalayacak bir yatırımcı, aşağıdaki noktaları teker teker kontrol etmeli:
Sözleşmede Kontrol Edilmesi Gereken Başlıklar

Bu maddelerden herhangi biri eksik veya muğlak bırakılırsa, taraflardan biri işine gelen şekilde yorumlamaya çalışabilir. Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı) çerçevesinde ticari işlerde basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü aranır; bu da sözleşmenin baştan eksiksiz kurulmasını önemli kılar.
Uygulanacak Hukuk ve Yetkili Merci Seçimi
Şöyle bir soru sık sorulur: “Sözleşmemde İngiliz hukuku mu, Türk hukuku mu geçerli olsun?” Bu, özellikle sınır ötesi ticari ilişkilerde gözden kaçırılmaması gereken bir tercih. Taraflardan biri Türkiye’de yerleşikse ve edim Türkiye’de ifa ediliyorsa, çoğu zaman Türk hukukunun uygulanması pratik açıdan daha isabetli olabilir; ancak bu her sözleşme için ayrı değerlendirilmesi gereken bir konu.
Uyuşmazlık halinde nereye başvurulacağı da en az bunun kadar önemli. Taraflar, genel mahkemeleri (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde yetkili mahkeme) tercih edebileceği gibi, tahkim yolunu da seçebilir. 2015 yılında kurulan İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC), özellikle uluslararası ticari uyuşmazlıklarda taraflara daha hızlı ve gizlilik esaslı bir çözüm mekanizması sunuyor.
Ortaklık ve Hissedarlar Sözleşmelerinde Özel Riskler
Sadece alım-satım veya hizmet sözleşmeleri değil, bir Türk ortakla birlikte şirket kuran yabancı yatırımcılar için ortaklık (hissedarlar) sözleşmesi ayrı bir dikkat gerektiriyor. Örneğin bir yatırımcı, %40 hisseyle bir Türk ortakla limited şirket kurduğunda, azınlık hissedar olarak hangi kararlarda söz sahibi olacağını sözleşmeyle güvence altına almazsa, ilerleyen dönemde şirket yönetiminden dışlanma riskiyle karşılaşabilir.

Bu tip sözleşmelerde özellikle rüçhan hakları, kâr dağıtım politikası, ortaklıktan çıkış (exit) koşulları ve rekabet yasağı maddelerinin ayrıntılı düzenlenmesi gerekiyor. Eğer yatırım aynı zamanda gayrimenkul edinimini de içeriyorsa, tapu işlemlerinde dikkat edilmesi gereken noktalar da benzer bir titizlikle ele alınmalı.
Sözleşme Denetimi (Hukuki İnceleme) Süreci Nasıl İşler?
Sözleşme hazırlandıktan, ya da karşı taraftan taslak olarak geldikten, sonraki adım, metnin bağımsız bir avukat tarafından denetlenmesidir. Bu süreç genellikle şu aşamalardan oluşur:
Denetim Sürecinin Aşamaları
2. Madde madde analiz: Her hükmün hukuki ve ticari sonuçları ayrı ayrı değerlendirilir.
3. Risk raporlama: Yatırımcıya, hangi maddelerin riskli olduğu ve neden değiştirilmesi gerektiği açık şekilde raporlanır.
4. Müzakere ve revizyon: Riskli maddeler için karşı tarafla revize edilmiş metin üzerinden müzakere yürütülür.
Örneğin Rusya’dan bir yatırımcının hazırlattığı distribütörlük taslağında münhasırlık (exclusivity) maddesinin karşı tarafı tek taraflı koruduğu tespit edilirse, bu madde müzakere aşamasında dengeli hale getirilir. Denetim adımı atlanırsa, bu tür dengesizlikler ancak uyuşmazlık çıktığında fark edilir, ki o noktada müdahale çok daha maliyetli olur.
Çeviri, Noter Onayı ve Resmi Prosedürler
Yabancı yatırımcılar için sözleşmenin sadece Türkçe değil, kendi ana dilinde de doğru şekilde hazırlanması büyük önem taşıyor. İki dilli sözleşmelerde hangi dilin “esas metin” (governing text) olacağının açıkça belirtilmesi gerekir; aksi halde çeviri farklılıkları başlı başına bir uyuşmazlık nedeni olabilir.
Bazı sözleşme türleri (örneğin belirli şirket ana sözleşmesi değişiklikleri veya vekâletname içeren işlemler) noter onayı veya yeminli tercüman huzurunda imza gerektirebilir. Bu prosedürel adımların atlanması, sözleşmenin sonradan geçersizliği ya da resmi makamlar nezdinde işlem yapılamaması gibi sonuçlar doğurabilir.
Sözleşmeyi imzalamadan önce mutlaka avukata mı danışmalıyım?
Zorunlu olmasa da, özellikle yüksek tutarlı veya uzun vadeli ticari ilişkilerde bağımsız bir hukuki denetim, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçmede önemli bir güvence sağlar.
Sözleşme İngilizce hazırlanırsa Türkiye’de geçerli olur mu?
Taraflar farklı bir dili tercih edebilir, ancak resmi makamlar nezdinde kullanılacaksa genellikle yeminli tercüme ve gerekli hallerde noter onayı istenir.
Yasal Uyarı
Özetle: ticari sözleşmenin hazırlanması kadar denetimi de yatırımın güvenliği açısından belirleyici. Taraf kimlikleri, edim tanımları, uygulanacak hukuk, uyuşmazlık çözüm yöntemi, ortaklık hakları ve resmi prosedürler, bu başlıkların her biri imza öncesi tek tek gözden geçirilmeli.







